Ana Sayfa | Rezervasyon | Bize Ulaşın | Site Haritası   

Mesai Saatleri
Haftaiçi : 10.30 - 19.00
0212.249 40 70 ve 72









         

Doğa Yürüyüşü ve Günübirlik trekking
Anasayfa » HAFTASONU TURLARI » Doğa Yürüyüşü ve Günübirlik trekking

Günübirlik turlar için tıklayabilirsiniz. 

Doğa Yürüyüşü (Trekking) Nasıl Yapılır?Doğa Yürüyüşleri için Yolculuğa genellikle sabah erken çıkılır. Günübirlik gezilerde, gezi bir günün içine sığdırılacağından amaç güne erken başlayarak zamanı olabildiğince iyi kullanmaktır... Yolculuk sırasında rehberlerden programla ilgili bilgi almalısınız. Unutulmaması gereken en önemli nokta turu satın almadan önce parkurun zorluk derecesiyle ilgili bilgi almaktır. Çünkü ilk defa böyle bir tura katılıyorsanız nispeten kolay ve sizi çok zorlamayacak bir parkurla başlamalısınız. Zamanla tecrübe kazandıkça parkurların zorluk derecesini arttırabilirsiniz.

Dağ şartlarındaki yürüyüşlerde taşlar, kayalar, kar, buz, çamur içinde ya da üzerinde hareket ediyorsanız, zaman zaman dik yamaçları çıkmamız ve inmemizin gerekebilmesi doğal ortamlarda yürürken tüm dikkatin ve düşüncenin yürüyüşe odaklanmasını gerektirecektir.
Yürüyüşün temel unsuru adım atmaktır. Bir adım, bir adım daha derken kilometrelerce yol alabilirsiniz. Ancak hemen hiç önemsenmeyen ve üzerinde fazlaca düşünülmeyen adım atma işleminin de bir tekniği vardır. Üstelik yüksek oranda güvenlik ve enerji tasarrufu sağlayan bir teknik.

Yürüyüşçü attığı her adımda ayak kitleme tekniğini kullanmalıdır. Bu yönteme göre, birinci adım atılır, ayak yere sağlamca bastıktan sonra geride kalan ayak sürüklenircesine çekilir ve yukarı kaldırılır. Bu sırada öndeki ayak üzerinde tamamen yükselerek bacak dik hale getirilir. İlk bakışta yavaş ve uygulaması zor gözüken bu yöntem, kısa bir süre sonra refleks olarak yapmaya başlandığında büyük oranda enerji tasarrufu ve güvenlik sağlayacaktır.

Yürüyüşün belli bir temposu olmalıdır. Ani hızlanmalar ve yavaşlamalar vücudunuzu zorlayacak ve erken yorulmanızı sağlayacaktır. Yürüyüşün yeni başladığı sıralarda hızlı hareket ederek vücudunuzu boşuna zorlamayın. Hatta yürüyüş başlangıcında iyice yavaş hareket ederek vücudun yürüyüşe uyum sağlayabilmesine imkan tanıyın. Böylece enerji kaybını da azaltmış olursunuz.Adımlarınızı kısa ve dengeli atın. Uzun ve temposuz adımlar sizi çabuk yoracaktır. Büyük çaba gerektiren bir adımdan sonra 5-10 saniye dinlenin. Herkesin belli bir yürüyüş temposu vardır. Temponuzu kendiniz belirleyin ve kimseye yetişmeye çalışıp kendinizi zorlamayın. (Turlarımızda, grubun bölünmemesi için orta ayarda bir tempo tutturulmaya çalışılır.)
En önemlisi ne kendinizle ne de bir başkasıyla yarışmayın. Önemli olan hedef noktaya erken varmak değil; zevk alarak, belli bir tempoda ve sürekli bir yürüyüş gerçekleştirmektir.
Yürüyüş sırasında "daha ne kadar yolumuz kaldı?" düşüncesiyle sık sık gideceğimiz bölgeye bakmamak ve sormamak morallerin bozulmaması için önemlidir.

Dik tırmanışlarda zemin kaygan ise çok fazla beklemeden ikinci adım atılmalıdır. Eğer ikinci adımı atmak için fazla beklerseniz bir miktar aşağı doğru kayarsınız. Böyle durumlarda mümkün olduğunca kaymayan yerlere basmaya özen göstermeli, heyacana kapılmadan, seri ama yavaş bir tempoyla bu bölge geçilmelidir.

Verilecek mola sıklıkları ve süreleri fazla tutulmamalıdır. Sık ve uzun süreli molalar yerine dinleniyormuş gibi yavaş bir tempoyla yürüyün. Çok sık ve uzun süreli molalar vermek vücudunuzu soğutacak ve her mola sonrası vücudunuz kendinizi dinlenmiş değil daha yorgun ve isteksiz hissedeceksiniz.

Molalarda vücudunuzu soğuğa karşı korumayı ihmal etmemelisiniz. Çünkü ısı kaybı oksijen tüketimini arttırır ve enerji kaybına neden olur. Isı kaybı vücudun soğuk hava ile teması, terleme, soğuk içeçek ve yiyecek alımında oluşur. Isı kaybını engellemek  için sıcak gıda alımına, soğukla temas eden bölgelerin kapatılmasına dikkat etmeliyiz. Molalar sırasında sıvı alımı ihmal edilmemelidir. Vücudun solunum, idrar ve terleme yoluyla kaybettiği sıvıların sürekli olarak yerlerine konulması şarttır. Çok sık ve uzun yemek molaları verilmemelidir. Yemek, enerji elde edişinin devamı için önemlidir ama bunu sık sık yemek molaları vererek değil, yürüyüş sırasında kısa molalarla enerji verici şeyler yiyerek sağlayabilirsiniz. Uzun yemek molası verilecekse bu yürüyüşün hemen, hemen yarısında verilmelidir. Yemekten hemen sonra dolu bir mide ile yapılacak yürüyüşte sağlıklı değildir. Vücuda yediklerini hazmetmek için zaman verilmeli ve yürüyüşe yemekten sonra en erken yarım saat sonra başlanmalıdır.

Yemek molasının hemen ardından dik bir eğime çıkmamak gerekir. Molalarda kullanılmak üzere pantolon cebinde veya çantanın kolay ulaşılabilinecek yerlerinde kağıt mendil, tuvalet kağıdı gibi acil durum !!! malzemeleri bulundurulmalıdır.

Taşlık kayalık ve kaygan bölgelerden yürürken tek sıra yürünmelidir. Ekip başında ve sonunda bölgeyi en iyi tanıyan ve tecrübeli kişilerin yürümesinde fayda vardır. Ekibin 2. sırasında ise grubun en yavaş yürüyeni yürümelidir. Taş düşmesi önemli bir risktir tek sıra ve taş düşme riski en az yerlerden yürümesi gerekir.


Eğer karlı zeminde yürünüyorsa kayaların yanlarındaki karların daha yumuşak olduğu ve batma tehlikesinin olduğu unutulmamalıdır. Kayaların arasına ayak sıkıştırma sonucu kırılma burkulma gibi sorunlarla karşılaşılabilir. Kar yürüyüşlerinde tek sıra yürümeli ve en önde iz açanın yorulmaması için sık sık değiştirme yapılmalıdır.


Kazaların büyük bölümü inişte gerçekleşir. Çünkü dağcı daha yorgun olur ve denge sistemi çok sağlıklı çalışmaz. Acele edilmemelidir. Çıkışlarda burun saplama inişlerde ise topuk saplama yöntemleri güvenli bir iniş için gereklidir. Beslenme ve sıvı alımıda ihmal edilmemelidir. Dengeyi sağlamak için dizleri bükmek, öne eğilmek ve batonlar yardımcı olacaktır. Bu teknik rüzgarlı havalarda dengenizin sağlanmasınıda kolaylaştıracaktır. İnişlerde en  çok parmak uçları zarar görür bu yüzden ortopedik taban kullanmalı ve bağcıklar iyice sıkılmalıdır.


Kamptan ayrılırken çadırınızı gerin, dışarıda eşya bırakmayın ve kampta kalan varsa mutlaka dönüş saatinizi söyleyin. Yanınızda mutlaka düdük bulundurun. Geceleme riskine karşı bivak bulundurun. Sisli havalarda pusula bulundurun ve gruptan kimsenin ayrılmamasına özen gösterin. Ve her şeyden önemlisi bilgi ve tecrübenizin yetersiz kaldığı noktalarda geri dönün.

Diğer Önemli Hususlar:

· Yürüyüş grubunuzu iyi seçin : Doğa yürüyüşleri; kondisyon ve dayanıklılık ister, sizle denk potansiyeli olan bir grupla Doğa yürüyüşüne gitmenizi tavsiye ederiz. Yoksa geziniz sırasında grubunuzda kopmalar ve uyumsuzluklar yaşanabilir.

· Parkur seçimi çok önemli : Yürüyeceğiniz parkurun durumunu önceden bilmeniz çok önemli. Hiçbir zaman araç gidiş yolunu ve yürüyüş yolunu tam olarak bilmediğiniz bir parkura rehbersiz gitmeyin. Bazı zamanlar yerel halktan yanınıza alacağınız bir rehber size çok yardımcı olabilir ama her zaman böyle bir şansınız da olmayabilir. O yüzden siz yine de bu konuda profesyonel Doğa yürüyüşleri organize eden seyahat acentelerini tercih edin.


· İklime göre bir gezi : İklime göre bir gezi yapmak her zaman önemlidir Mesela sulak ve dere geçişi olan bir parkura yazın gitmekte fayda var. Böyle bir parkur sonbaharda gereğinden fazla ıslak ve zor olabilir. Bazı dereler yazın kuruduğu için kurak bir gezi yapabilir ve bundan pek hoşnut kalmayabilirsiniz.

· Doğayı sevin ve koruyun : Gezilerinizde, o bölgelere daha önce gitmiş ve gerek çöp atarak gerekse ağaçları kazıyarak doğaya zarar vermiş insanların izlerine rastlayabilirsiniz. Asla onlardan olmayın, doğaya uyum sağlayıp hiçbir şeye dokunmayın, yanınızda getirdiğiniz hiçbir çöpü orada bırakmayın.

· Çevrenizi iyi gözlemleyin : Yürüyüşler bazen o kadar çetin geçebilir ki mükemmel bir doğanın içinde olup da farkına bile varamayabilirsiniz. Bu yüzden kısa molalar verip etrafınıza şöyle bir bakın, şehirde asla göremeyeceğiniz güzellikler göreceksiniz. Bol bol fotoğraf çekin ama gezi temponuzu bozmadan…

 Yürüyüş için Gerekli Malzemeler Giyim: Giyiminiz; geziye, gittiğiniz bölgenin iklimine, doğasına, havasına ve    hatta deniz seviyesinden yüksekliğine göre, kişiden kişiye farklılık gösterebilir. Biz burada kısaca tavsiyeler mahiyetinde bazı ipuçları vermekle yetineceğiz. Birkaç geziden sonra size en uygun malzemeyi kendiniz belirleyeceksiniz zaten.

Sırt Çantası ve Bot:

· Her yürüyüşçünün mutlaka bir sırt çantası olmalıdır. Kişilerin yürüyüş esnasında denge unsuru nedeniyle ve yaralanmalardan korunabilmek amacıyla elleri bos olmalıdır. Bu nedenle diğer spor çantaları düşünülmemelidir.

· Yürüyüşçünün ayakkabısı yürüyüş sporuna uygun, uzun bilekli, rahat, ayağını vurmayan, yürüyüşçünün ayağına alışmış ve daha önce denenmiş kısacası sorunsuz ayakkabı olmalıdır. Kış şartları için su geçirmez olanları tercih edilmelidir. (Tercihen Vibram tabanlı Grotex gövdeli botlar tercih edilmeli) 

 Sırt Çantasında Bulunması Gerekli Malzemeler:

· Matara, termos veya bazı su kapları bulundurulmalı. En az 1 lt su alınmalıdır.

· Kişilere gerekli özel ilaçlar.

· Bir bıçak, çatal, kaşık, bardak, ( Kırılmaz cinsten olmalıdır)

· Küçük el feneri, kibrit, dikiş malzemesi, defter, kalem, düdük.

· Güneş gözlüğü ve kremi, güneşten korunmak için, 

 Sırt Çantasında Bulunması Gerekli Giysiler:

· Şapka veya bere (Mevsim koşullarına uygun)

· Değişmelik yedek fanila ve çorap.

· Yağmurluk, panço, benzeri su geçirmez giysi (Şemsiye olmaz).

· Yedek iç giyim, hem molada hem de yürüyüşten dönüşte giymek için iki ayrı takım olabilir.

 Giysilerin Özellikleri:

· Yürüyüşlerde kullanılan giysiler; az yer tutan, hafif ancak sağlıklı işlev gören cinsten olmalıdır.

· Yürüyüşçünün giysileri hareket yeteneğini kısıtlamayan rahat giysiler olmalıdır (Dar streç pantolonlar olmaz).

· Yürüyüşçünün üst giysileri önden açılıp kapanabilir düğmeli veya fermuarlı olmalıdır (Dik yakalı ve sıkıcı giysiler giyilmemelidir).

· iç çamaşır (fanila) yün veya sentetik olmalıdır. Bu malzemeler teri hemen emerek dışarı iletirler ve çabuk kururlar. Üst giysi, vücut ısısını dışarıya verebilen Polar kumaşlardan yapılmış olmalıdırlar.

· Yürüyüşçünün çorabı mevsim koşullarına uygun, ayak ile bot arasında tampon görevi görecek nitelikte olmalıdır. Havlu çorapları özellikle tavsiye ederiz. Kışın da yün çorap kullanılmalıdır.

Doğa Yürüyüşü kuralları

· Her yürüyüş ekibinin başında bir rehber ve sonunda bir artçı bulunur. Yürüyüşe katılan her kes tarafından bu kişiler tanınırlar.

· Yürüyüşe katılan her bir kişi rehberin ve artçının talimatlarına uymak zorundadır.

· Yürüyüşe katılan kişiler rehberi geçmemeli ve artçıdan geriye kalmamalıdır.

· Yürüyüş esnasında ekibin temposuna uymalı, keyfi durmalar ve yavaşlamalar yapılmamalıdır.

· Yürüyüşçü yürüyüşün bir yarış olmadığını daima hatırlamalı, yürüyüş esnasında birbirlerini geçmeye çalışmamalıdır.

· Grup düzenini bozucu hareketlerde bulunulmamalıdır.

· Yürüyüş esnasında çevrenin kirlenmemesine önem verilmeli ve yürüyüşte ortaya çıkan bütün atıklar geri getirilerek yerleşim birimlerindeki çöplere atılmalıdır.

· Yürüyüşler de iniş-çıkışlar eğimi azaltmak ve zorlanmamak için S çizerek yapılmalıdır. Kestirme yapmak amacıyla grubun rotasını bozmak hem kendimizi gereksiz yere yoracak, hem de grubun sizi izlemesi sonucu rotanın bozulmasına neden olacaktır. Daha da önemlisi sizi izleyen kişiler sizin kadar deneyimli olmadıkları için bu durum tehlike yaratabilir. Bu nedenle rehberin izlediği rotadan çıkılmamalıdır.

 Yürüyüşler İçin Önemli Uyarılar

· Yürüyüş guruplarında değişik yaşta ve fiziki yapıda yürüyüşçüler vardır. Genelde kalabalık guruplar halinde yürüdüğümüz için her kesin kondisyonu aynı olamayacağından yürüyüş temposunda olabilecek düzensizlikler yürüyüşçü tarafından Rehberden önce fark edilirse, Rehbere haber verilerek temponun düzeltilmesine yardımcı olunmalıdır.

· Yürüyüş sporu her yaştan kişilere açık olduğundan ekibin bir bütün halinde hareket edebilmesi için kondisyonu zayıf olanlar ve kuvvetli olanlar birbirlerine çekinmeden yardım etmelidir. Şu unutulmamalıdır ki dağ ve doğa sporları yapanlar paylaşmayı bilmelidirler.

· Yürüyüşçüler yürüyüş esnasında yüksek sesle, bağırarak ve arkaya dönerek konuşmamalıdır. Aksi takdirde ekibin temposu ve performansı düşer, farkında olmadan bölünmeler olur. Ayrıca dikkat dağılması nedeniyle kaza riski artar.

· Yürüyüşçüler yürüyüş esnasında; Rehberin komutlarını duyabilmeleri amacıyla tek kulaklıkla Walkman dinleyebilirler. Ancak bu; dikkat dağılmasına, dolayısıyla kaza riskinin artmasına neden olabileceğinden önerilmemektedir.

· Sigara alışkanlığı olan yürüyüşçüler, sadece molalarda ve diğer yürüyüşçüleri rahatsız etmeyecek şekilde sigara içebilirler. Bu kural, hem yürüyüşün kendilerine Zararları açısından, hem de diğer yürüyüşçüleri rahatsız etmemeleri açısından gereklidir.

 Yürüyüş ve SağlıkUygar yaşantı dediğimiz, sürekli teknolojik ve endüstriyel gelişim içerisinde olan, kent yaşamında kırsal yaşantının dinlendirici, güç verici görüntü ve ortamı kaybolur. Bir beton yığını şekline dönüşmüş evler, yeşile hasret alanlar. Sanayi artıkları kirlentileri, dumanları, gürültüleri ile dolu bir yaşantı. Korna, daktilo, telefon sesleri, çığlıklar, bağırışlar. Dar ve pislik kokuları ile sokaklar. Konserve kutusu gibi taşarcasına doldurulmuş ulaşım araçları. Asık suratlı insanların, hızlı adımlarla dolaştığı caddeler. Geçim derdi, işini kaybetme korkusu. Ve bunlara benzer sıralayabileceğimiz, çeşitli nedenlerle oluşan psiko-sosyal baskılar. Hareket azlığına bir de bu tip psiko-sosyal baskılar eklenince, organizmanın duyarlılığı artmakta, dayanma gücü azalmaktadır.

İnsan organizmasının ruhsal dengesi Merkezi Sinir Sistemi adını verdiğimiz bir sistem tarafından düzenlenir. Bu sistem dışarıdan gelen bir etkiye karşı organizmanın tepkisini ayarlar. İnsana gelen rahatsız edici bir stres karşısında insanda, anksiyete adını verdiğimiz bir davranış biçimi oluşur.

Yine hareket azlığından kaslar atrofiye (zayıflamaya) uğrarlar. Eklemlerin fleksibilitesi (esnekliği) azalır. Kasları yöneten sinirler aktivitelerini azaltır.

Postür bozuklukları, kireçlenmeler, şeker hastalıkları gibi rahatsızlıklarda egzersiz noksanlığından oluşmaktadır.

Amerika’ da yapılan istatistiklerle ölümlerin %55’ inin kalp-damar rahatsızlıklarından olduğu ortaya çıktı. Bu hastalıkların tedavisi için yılda milyonlarca dolar harcanmaktadır.

B. Almanya’ da 1954 yılında bu yana yapılan grevlerle kaybolan iş günü, kalp hastalıklarından kaybedilen iş gününün yanına bile yaklaşamamaktadır.

Ülkemizde ise kalp-damar hastalıklarının insanlarımız üzerine etkileri şöyle:

Türkiye’ de 4 milyonun üzerinde kalp hastası bulunmaktadır. Bu nedenle üretici iş gücü büyük azalma göstermektedir. Bu oran yılda 300 milyon iş gününü buluyor. Ayrıca, bu hastalıklardan oluşan zarar yılda 15-20 milyarı buluyor. Bunların dışında hipertansiyona bağlı kalp hastalarının sayısı 300 bine yaklaşıyor. İki aileden bir kişi, 13 kişiden biri, özet olarak nüfusumuzun %10’ a varan bir bölümü kalp hastasıdır.

Bu rakamları kalp hastalığı üzerinde araştırma yapan, ülkemizin yararlı derneklerinden Türk Kalp Vakfı’ nın broşürlerinden veriyoruz.

Kalp hastalıklarının insanlar üzerindeki öldürücü etkisi yukarıda verdiğimiz rakamlarla açıkça görülmektedir.

Konumuzun hareketsizlikten oluşan rahatsızlıklara, karşı hareket ile mücadele etmek olduğuna göre, Tıbbın babası diyebileceğimiz ünlü Yunan bilgin Hipokrat’ ın bir deyişini hatırlatmadan geçemiyoruz.

Hipokrat şöyle demişti:

“Kullanılan genişler, kullanılmayan kaybolur. ”

Daha önceki satırlarda vermeye çalıştığımız bilgiler, açıkça Hipokrat’ ın ünlü deyişini kanıtlamaktadır.

Bu hastalıklardan tek kurtuluş yolumuz var. O da HAREKET etmektir. Sürekli sağlıklı kalmak istiyorsak, haraket etmeliyiz. İlk ve tek parolamız, “Sağlıklı yaşam için HAREKET’ tir. ”.

Şimdi ilerideki sayfalarda sizlere egzersizin yararlı ve zararlı yönlerini anlatmaya çalışacağız. Ondan sonra egzersiz çeşitleri ve enerji oluşum yollarını bulacaksınız. Kısada olsa bu konulara değinmek zorundayız.

Özetlemeye çalıştığımız gibi, psiko-sosyal streslerden ve emosyonel (heyecansal) streslerden kurtulabilmemizin çarelerinden biri hareket etmek, spor yapmaktır. Gün geçtikçe daha büyük rakamlarla uyuşturucu madde ve alkole düşkünlüğü bu stresler sonucu artan insanlarımızın tek kurtuluş çaresi hareketlilik, tekdüze yaşantıdan kurtulmaktır.

Evde bu stresi ailemize taşıyacağımız yerde, yarım saatimizi spor için ayırabilirsek, hem fiziksel sağlığımız, hem de ruhsal sağlığımızı düzene sokmuş oluruz.

Yukarıdaki satırlarda fiziksel aktivitenin insanın ruhsal yapısı ve sağlığı üzerinde yaptığı olumlu etkilerini anlatmaya çalıştık.

BALKE VE COOPER’IN ARAŞTIRMALARI Kuzey Amerika’nın Wisconsin Üniversitesi Biyodinamik Laboratuvarlarında 1967 yılında bir araştırma yapıldı. Araştırmanın konusu “Koroner damar hastalıklarından koruyucu egzersizler” di. Bu projeyi üniversitenin hastahanesi kalp uzmanları, biyodinamik laboratuarlarının doktorları, beden eğitimi bilim doktorları ve uzmanlar yürüttüler. Projenin başında ise spor Fizyolojisi bilgini prof. Dr. Bruno Balke vardır. İşte, dünyadaki sağlık için spor konusunda yapılan ilk geniş kapsamlı bilimsel bu çalışmada bir de Türk bilim adamı vardı.  1964 yılında kazandığı burs ile ABD’ye giden ve bilim uzmanlığı çalışmasını orada yapan ve daha sonra doktora çalışması için 1965 yılında Wisconsin Üniversitesi’ne geçen Dr. Necmettin Erkan bu önemli çalışmada bulunan bilim adamlarından birisiydi.  Erkan doktora çalışmasını orada “Koroner Damar Hastalıkları’nın erken teşhisinde hipoksik egzersizler” araştırması ile tamamladı. Futbol ile uğraşanlar Balke testini bilirler. Bu test Dr. Balke tarafından geliştirilmiştir. Balke “Maksimal egzersiz testleri” ile tanınmış beden eğitimi ve hekim diplomalarına sahip bir kişidir. Koroner damar hastalıklarını erken tanımı konusunda testler geliştirmiştir.

Araştırma önce üniversitenin 359 profesörü arasında yapıldı. Ve koroner damar hastalıklarına yakalanma olasılığı fazla olan, iki yada daha fazla risk gösteren 101 profesör seçtiler. Bu seçilenler 45-59 yaşları arasında, yavaş yaşantıları olan, ağır bilimsel çalışma ve araştırma yapmak zorunda kalan kişilerdi. Koroner damar hastalıklarında risk faktörleri olarak aşağıdaki faktörler göz önüne alındı:

Yavaş yaşantı fiziksel güçsüzlük

Yüksek düzeyde kolesterol bulgusu

Hipertansiyon

Yüksek kan-yağ düzeyi

Aşırı şişmanlık

Ağır sigara alışkanlığı

Zorlu sorumluluk dolu bir iş yaşantısı

EKG’ de şüpheli bulgular

Bu 101 profesör iki deney, bir de kontrol grubuna ayrıldılar. Daha sonra çeşitli egzersiz programlarına alındılar. İlk grup yürü-koş grubuydu. İkinci gruba sportif oyunlar oynatıldı. Son grup ise kontrol grubuydu.

Birinci gruba haftanın üç günü 30-45 dakika koşu –yürüyüş yaptırılıyordu. Bir süre sonra bu grup tempolu bir koşuyu 30-45 dakika sürdürebilecek duruma geldi. Oyun grubu ise haftanın 3 günü 45-50 dakika süreli oyun derslerini bir lider denetiminde görüyorlardı. Basit koşmaca, basketbol, voleybol gibi oyunlar öğretildi. Kontrol grubu ise ancak haftada bir 35-40 dakikalık bir yürüyüş yapıyordu.

Her 3 grupta her 3ayda bir muayeneden geçiriliyorlardı. Sonuçta bu orta yaşların oluşturduğu gruplarda şaşırtıcı bulgulara rastlandı. İlk iki deneysel gruptaki profesörler kilo kaybetmeye ve 2-2. 5 ayda normal fiziksel görünüm almaya başladılar. Altı ay sonunda fazla kilolu kimse kalmamıştı. Kalp ve damar hastalıklarında önemli bir tehlike nedeni olan hipertansiyonları kalmamıştı. EKG’ lerinde önemsiz bazı anormallikler olan profesörlerin bu anormalliklerinin tamamen ortadan kalktığı gözlendi. Kan, kolesterol ve yağ düzenlerinde kişiden kişiye değişen değişiklikler görülmekle beraber bunların normale doğru yavaş yavaş indiği görüldü.

Yukarıda Kuzey Amerika’ nın Wisconsin üniversitesinde yapılan bir araştırmanın sonuçlarını verdik. Sonuçlardaki insan sağlığının lehine olan gelişmeler açıkça görülmektedir. Bu programlara 1973 yılında toplam 40 kişinin kaydolduğunu yazmakta yarar görüyoruz.

Spor ile uğraşanların yakından bildiği bir test vardır. Bu test “Cooper Testi” dir. Bu testin bulucusu Dr. Cooper 1968 yılında ABD hava kuvvetlerinde büyük bir araştırma yaptı. 10. 000 kadar kadro personelin katıldığı araştırma sonunda meşhur”Aerobic” programlarını yayınladı. O tarihten bu yana her yaşta milyonlarca kişi bu programları uygulamaktadır.

Cooper’ ın bu programları ABD Hava Kuvvetleri’ nde 800 bin havacının katıldığı “Egzersiz yolu ile dinç kalma” programları haline geldiler. Bu programları diğer ülkelerin silahlı kuvvetleri de kullanmaya başladılar. İlerideki bölümlerde açıklayacağımız gibi, aerobik, temelde, kalp ve akciğerlerin çalışmalarını artıran kamçılayan ve yararlı değişiklikler yapan bir egzersiz sistemidir. Bu çalışmalar ileride belirttiğimiz gibi Aerobik yolla enerji üretimini gerçekleştirir. Kişinin aerobik kapasitesi artar, yani fizyolojik kondisyon dediğimiz kondisyonu artar. Gerek günlük işlerde, gerekse acil çıkan eforları rahat yapmasını, yorumlamasını sağlar.

Aerobik programlarda verilen egzersizler arasında yürüyüşler, koşular, bisiklet turları ve yüzme gibi hareketleri sıralayabiliriz. Bu tip hareketlerin tümü insanların aerobik kapasitelerini geliştirir.

Bu tip egzersizlerin insanlar arasında büyük bir hızla yayılmasının, ilgi görmesinin ve yaşlı insanlar arasında yayılmasının tek bir nedeni vardır. Bu nedende yaşam boyu sporun bir çeşit “Hayat Sigortası” olmasıdır.

Egzersiz  programları kalp kasını güçlendirir, sonuçta kalbin atım sayısı azalır. Bunun nedeni ise kalp kasının güçlenmesi sonucu kalbin pompalama gücünün, arttığı kan miktarının artmasıdır. Ayrıca, kaslardaki kılcal damar sayısı da artar. Sonuç olarak koroner damar hastalıklarına yakalanma olasılıklarını azaltır.

Ayrıca, pulmoner(akciğer) anfizem durumlarında hastaların bazılarının tedavisinde önemli bir etken oluşturur. Bu hastalık akciğerlerinin gücünü azaltır. Amerika Birleşik Devletleri’nde anfizem adeta bir salgın haline gelmiştir.

Aerobik çalışmalar akciğerlerin inspirasyon(soluk alma) ve ekspirasyon yeteneğini de geliştirir. Dolayısıyla vücudun her bir yanına daha fazla oksijen gitmesi sağlanır. Anfizem’ de geride kalan sağlam akciğer dokusunun en iyi şekilde kullanılmasını sağlar.

Aerobik egzersizler dört temel yaş grubuna göre ayarlanmıştır. Bu yaş grupları; 30 yaş ve aşağısı, 30-39 yaş, 40-49 yaş ve 50 yaş yukarısıdır.

EGZERSİZİN YARARLARI

Egzersizin yararlarını iki etapta inceleyebiliriz. Şöyle ki;

Egzersizin ilk etaptaki yararı günlük yaşantı kondisyonunu arttırmasıdır. Bu kondisyonun artması sonuçta, günlük zorlanmalar karşısında insan vücudunun daha az yorularak iş yapmasını sağlar. Bu günlük zorlanmaları kısaca örneklersek, merdiven çıkma, otobüse koşma, hızlı yürüme ve bir yükü aldırma veya taşıma gibi. Sonuç olarak kişinin günlük işlerini kolayca yapmasını, yorulmadan tamamlaması sağlanmış olur. Kişi belirli bir program çerçevesinde fiziksel egzersiz yapmasının ardından, egzersiz öncesi ve sonrasındaki günlük işler karşısındaki durumunun egzersiz periyodunun sonundaki olumlu gelişme açıkça görülebilir. Buradaki kondisyonun ölçülmesine gerek yoktur.

Egzersizin ikinci yararı tıbbi olanıdır. Yani fiziksel sakatlık ve hastalıkların oluşumunu önlemek veya geciktirmek ve tedavisinde kullanılmasıdır. Bu hastalıklardan en önemlisi daha önceki bölümlerde anlatmaya çalıştığımız ve temel oluşum nedeni hareket azlığına dayanan koroner kalp hastalıkları, periferik damar rahatsızlıkları ve hipertansiyon gibi kardiovasküler hastalıklar grubudur. Bir diğer önemli grup ise sırt bozuklukları, yanlış durum ve eylem anormallikleridir. En önemli vücut anormalliği şişmanlıktır. Egzersiz de en çok bu anormalliğin tedavisinde kullanılır. Yapılan araştırmalarda Amerika’ da vücut anormalliklerinde şişmanlığın birinci sırada olduğu ortaya çıktı.

Koroner kalp hastalıklarının oluşumundaki egzersiz noksanlığının yerini, günlük yaşantının ve adetlerinde etkilerinden ayırt etmek çok güçtür. Buradaki adetlerden kastımız sigara, diyet ve şişmanlığın etkileridir. Bu nedenlerden ötürü çeşitli araştırıcıların elde ettiği sonuçlarda çok değişik çıkmıştır.

Egzersizin yaşamın uzunluğu ile ilgisi yıllardır tartışılan ve çeşitli iddialar ortaya atılan bir konu olmuştur. Bazı Amerikalı uzmanlar okul ve kolejlerde yapılan zorlu egzersizlerin insan yaşamını kısıtladığını iddia etmişler. Bazıları da bunun aksini söylemişlerdir.

Bu konu üzerine yapılan bilimsel araştırmalar, longiditunal(uzun süreli) incelemeler; okul çağlarında yapılan sporun ileri yaşlarda devam ettirilmesi sonucunda, egzersizin sağlık ve uzun yaşama üzerine hiçbir olumsuz etkisi olmadığını ortaya çıkarmıştır.

Koroner kalp hastalıklarının oluşum sıklığını ve ağırlığını düzenli egzersizin azaltıp, azaltmadığını belirlemek için yüzlerce araştırma yapıldı. Bu araştırmaların çoğunluğunun kontrolleri sırasında koşulların uygun olmayışı, denek sayısının azlığı ve yanlış vital(yaşamsal) istatistikler yüzünden inandırıcı sonuçlar vermemiştir. Tüm bunlara rağmen birçok yazar düzenli fiziksel egzersizin KALP ATAĞINI önlemede büyük rolü olduğuna inanırlar. Bu konu etraflıca 1967 yılında “The Proceeding of the International Symposion on physical activity and cardiovascular health” (Uluslararası fiziksel aktivite ve kalp-damar sağlığı sempozyumu) de incelendi. Ve bu konuda uygulanacak egzersiz programları için Cooper, Bowerman ve Harris’ in kitapları önerildi.

Uzun yıllardır, miyokard infarktüsü geçiren hastalar için tek tedavi yolu uzun süreli yatak istirahatiydi. 1960’lıs yıllardan sonra bu görüş büyük değişikliklere uğradı. Artık, kişilere göre değişen egzersizler bilim adamlarından, hastalar için önerilmektedir.

Şişmanlık ile diğer hastalıklar arasındaki bağın direk olarak kanıtı oldukça güçtür. Yalnız, yapılan araştırmalar sonucu birtakım hastalıkların şişman kişilerde, normal kilolu insanlara oranla daha çok görüldüğü ortaya çıktı. Şişmanlığa neden olarak yıllarca fazla yeme olarak gösterilmiştir. Ama bu konunun temel nedeni hareket azlığıdır. Şişmanlık derdinden kurtulmak için fiziksel egzersiz yapılmalıdır. Yalnız bu egzersiz yapılmalıdır. Yalnız bu egzersiz ile birlikte kalori kontrolü gerekmektedir. Bu fiziksel egzersizler düzenli diyetlerle birlikte sürdürülmelidir.

İnsan organizmasının enerji gereksinimi temelde 3 maddeden sağlanır. Bu maddeler karbonhidratlar, yağlar ve proteinlerdir. Proteinler organizmanın yapı taşı olarak faaliyet gösterirken, fiziksel aktiviteler için gerekli enerjinin %98’i karbonhidratlar(şekerler) ve lipitler (yağlar) ‘den sağlanmaktadır. Egzersiz fizyologlarının yaptığı uzun araştırmalar sonucunda fiziksel eforun süresi uzadıkça devreye giren lipit miktarının arttığı ortaya çıkmıştır. Kısa süreli ve süratli eforlarda gerekli enerjinin %100’e varan bölümü karbonhidratlardan sağlanır. Yapılan fiziksel egzersizin uzun süreli olması, organizmada deri altında biriken yağ tabakalarının erimesine neden olur. Yağ birikimi önce karın kaslarının bulunduğu bölgede oluşur. Fazla birikim “göbeklenme” adı verdiğimiz oluşumu ortaya çıkarır. Bu nedenle fiziksel eforların süresi uzatıldığında, yağlara gereksinme duyulur ve önce karın kaslarının bulunduğu bölgelerdeki yağlar devreye girer ve düzenli bir program ile bu yağların eritilmesi sağlanabilir.

Organizmada bir stres karşısında, bu strese karşı koyacak bir uyum oluşumuna neden olur. İşte, insan vücudunun bir stres karşısındaki durumunu, “egzersiz, emosyonel(heyecansal) stresin fizyolojik sonuçlarını elimine eder, ” telkini bazı uzmanlarca ortaya atılmıştır. Egzersiz bu konuda muhtemelen şu mekanizmayla haraket eder.

“Egzersiz sonucunda adrenal bezlerinin uyarılma eşiği düşer. Uyarılma artar, böylece antistres streoidlerinin büyük bir depo oluşturmasına ve strese yanıt süresinin kısalmasına neden olur. ” Bu nedenle insanların iç tansiyonlarını azaltmak için de spor yapmaları gerekmektedir.
 

Yürüyüşün faydaları
       Bu prensiplere bağlı kalınarak uygulanan yürüyüş programlarının kazançları şöyle sıralanıyor:
Yürüyüş kan akımını ve kan damarlarının miktarını artırarak, dolaşımı iyileştirir, kalp-damar ve beynin damarsal hastalıkları riskini azaltır.
Kalp kası dahil, vücut kaslarını kuvvetlendirerek, daha etkin çalışmalarını sağlar.
Her bir kasılmada kalbin pompaladığı kan miktarını artırarak, istirahatte kalp atım sayısını (nabzı) azaltır.
Egzersiz ve stres durumunda arteriel kan basıncında (tansiyonda) oluşan yükselmeyi azaltır.
Kan basıncını düzenler.
Kalp kasının yan damarlardan beslenmesini destekler. Böylece kalbin ana damarlarında oluşacak tıkanıklıkların vereceği zararı azaltır.
Şişmanlık riskini azaltır.
Sindirimi kolaylaştırır.
Beyine oksijen sağlanmasını artırarak, zihinsel keskinlik ve yaratıcı düşünce potansiyelini yükseltir.
Lenfatik dolaşıma yardımcı olur.
Egzersiz sırasında ve sonrasında metabolizmayı uyarır.
Solunumsal kapasiteyi ve aerobik gücü artırır.
Büyümeyi ve travma sonrası toparlanmayı olumlu etkiler.
Kan yağlarının (trigliserid) düzeyini düşürür.
HDL/LDL (iyi huylu-kötü huylu kolestrol) dengesini düzenler.
Koordinasyona olumlu etki yapar.
Eklem ve kasların esnekliğini artırarak, bel ve boyun ağrılarını hafifletir.
Kemiklerin sertleşmesini ve kuvvetlenmesini sağlar.
Dayanıklılığı artırır.
Yorgunluk duyumunu engeller.
Uykusuzluğu azaltır, rahatlamaya yardımcı olur.
Vücudun doğal keyif verici hormonları olan endorfinlerin salınımını sağlar.
Yaşlanma sürecini geciktirerek, genç görünüm sağlar.
Moral, özgüven ve iyimserliği artırır.

 

 

Yürüyüş Öncesi Uyarılar!..

        Hipokrat’tan bu yana her çağda hekimlerin egzersizi, hastalıklardan koruyan ve hastalıkları tedavi eden bir ilaç olarak reçete ettiğine dikkat çekilen Doç. Dr. Levent Köstem ve Dr. Aylin Çeçen Aksu’nun hazırladıkları el kitabında, yürüyüş için öncelikle bir program oluşturulması gerektiği belirtiliyor.
       Programa başlarken, kısa ve uzun dönemli gerçekçi hedefler konması, yürüyüş malzemelerinin özenle seçilmesi, programın tembelleşmeden oluruna bırakılması önerilen Doç. Dr. Levent Köstem ve Dr. Aylin Çeçen Aksu’nun hazırladığı kitapta, yürüyüşte dikkat edilmesi gerekli hususlar sıralanıyor.
       
       
Buna göre;

Kilo vermek amacıyla naylon vb. gibi giysiler vücuda sarılmamalı.

40 yaşın üstündekiler doktora görünmeden, yürüyüş programına başlamamalı.

Diyabet, hipertansiyon ve diğer sistematik hastalığı bulunanlar sık sık doktor kontrolünden geçmeli.

Ciddi bir yemek sonrası hızlı ve ağır yürüşler yapılmamalı.

Yürüyüş öncesi ve sonrasında susuz kalmamaya dikkat etmeli.

İnce tabanlı ve makosen ayakkabılar ile yürüyüş yapılmamalı.

Çok sıcak havalarda ve saatlerde yürüyüşten kaçınmalı.

Bir sıkıntı hissedildiğinde yürüyüşe inatla devam etmemeli.
       

 

 

Kaynak: www.sayakon.org


Tür : Yaşam Tarih : 26.03.2006
[ Tüm yazılara ulaşmak için burayı tıklayınız. ]

FOLKLORİK TURİZM SEYAHAT ACENTASI

Adres : İstiklal Cad. No: 36/1 K:3 D:17(Pizza Hut Üstü) Beyoğlu/İSTANBUL
Telefon : 0.212.249.40.70 ve 72 Faks : 0.212.249.40.74 e-posta:folklorik@folklorik.com

www.folklorik.com sitesi içerisinde yer alan tüm metin, resim ve içeriklerin telif haklari FOLKLORİK TURİZM SEYAHAT ACENTASI'na aittir.
Hiçbir sekilde basili veya elektronik bir ortamda izinsiz kullanilamaz ve kopyalanamaz.


www.e-jett.com